Endometriozisin Teşhisi 10 Yıl Gecikebiliyor

Rahim iç tabakasının rahim dışında büyümesi ile karakterize olan endometriozis kadınların sıklıkla karşı karşıya kaldığı ve infertilite ile sonuçlanabilen jinekolojik hastalıklar arasında yer alır. Endometriozis; derin endometriozis, peritoneal endometriozis ya da yumurtalıkta çikolata kisti olarak da bilinen endometrioma şeklinde görülebilir.




Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Taner USTA

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Taner Usta, herhangi bir belirtiye neden olmayabilen endometriozis hastalığının teşhisinin şikayetler başladıktan sonra 10 yıl gecikebileceğine dikkat çekiyor. Dünya’da yaklaşık 200 milyon, Türkiye’de ise 2 milyon civarında kadının endometriozis olduğunu düşünüyoruz. Şiddetli adet sancısı, cinsel ilişki sırasında ağrı, büyük tuvaletini yaparken makata vuran ağrı, anormal düzeyde kanama, kronik yorgunluk, adet döneminde ya da öncesinde mesane veya bağırsakla ilgili şikayetler endometriozis belirtileri arasında sayılabilir.


Endometriozis Tanısını Koymak Zor Olabilir


Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Taner Usta açıklamalarını; “Endometriozisi olan kadınların büyük bir kısmında herhangi bir şikayet görülmemekle birlikte endometriozis genellikle kuvvetli ağrıya yol açar. Bu ağrılar sıradan bir regl ağrısı ya da bel ağrısı olarak değerlendirilirse endometriozis’in teşhisi ve tedavisi gecikebilir. Bu nedenle şiddetli adet sancısı çeken ve bu ağrıları normal olarak değerlendiren kadınlar mutlaka kadın hastalıkları ve doğum uzmanına görünmelidir.” şeklinde sürdürüyor.


Endometriozis Kısırlığa Yol Açabilir


25 ile 45 yaş arasındaki kadınlarda sık rastlanan endometriozis hem cinsel ilişki hem adet dönemi esnasında şiddetli ağrıya buna bağlı olarak da hastanın yaşam kalitesinin düşmesine sebep olabilir. Bunun yanı sıra üreme sağlığına zarar vererek infertiliteye yani kısırlık oluşmasına da yol açabilir. Endometriozis teşhisi ne kadar erken koyulursa hastada oluşabilecek zarar o kadar az olur. Erken dönemde endometriozis teşhisi koyulması durumunda hastalık ilaçla kontrol altına alınabilir veya çok yaygın hastalıkta, medikal tedaviye cevap vermeyen hastalarda, çikolata kistinin büyük boyutlara ulaşması durumunda, iç organlarda hasar oluşması durumunda (barsak, mesane, idrar borucuğu, siyatik sinir ve sakral sinir) yaygınlaşan hastalara ameliyat önerilebilir. Ameliyat klasik olrak kapalı cerrahi ile yapılır. Kapalı cerrahide Robotik veya laparoskopik yöntem uygulanabilir. Her hastanın durumu bir diğerinden farklıdır. Yani bir tedavi şablonu yoktur. Aynı lezyonu olan iki hastanın klinik durumu birbirinden tamamen farklı olabilir. Dolayısıyla tedavi seçeneklerinin hasta özelinde belirlenmesi her zamanki gibi en önemli gerekliliklerin başında gelir.