Dijital Dünyanın
Yeni Yaratıcısı,
Tüm Yaşamımızı Yeniden Oluşturacak

Yazar: Nihan Yazgan KUNDURACI

Geçen ay dünyayı alt üst eden bir gelişme yaşandı. Adeta dijital dünyanın yeni yaratıcısı ortaya çıktı. Tüm taşları yerinden oynatmayı geçtim; o taşlara belki de artık hiç gerek duyulmayacak bir gelişmeden bahsediyorum.  Sadece dijital dünyamızı değil tüm yaşamımızı derinden etkileyecek seviyede… Bundan 5 yıl sonra bu yazıyı tekrar okusanız ne söylemek istediğimi çok daha iyi anlayacağınıza eminim.  Bir çılgınlık yapıp 5 yıl sonra bu yazıyı tekrar okuyoruz anlaştık mı?:) Her neyse konumuza dönelim. Gelişmenin detaylarını paylaşmadan önce size bir soru sormak istiyorum.

kapak görseli.jpg

Öyle birini düşünün hiç yorulmadan, dinlenmeden çalışabiliyor. Üstelik o kadar yaratıcı ki söylediği sözler, yarattığı tasarımlar sizi kendisine hayran bırakıyor. Aylarca hatta yıllarca hiç durmadan özgün içerikler üretebiliyor. Bir yazarı ‘taklit’ edip, onun üslubuyla kitap yazabiliyor. Bir atasözü üzerine 2 sayfa kompozisyonu çok kısa sürede yazabiliyor. Aynı zamanda kendisine iş tanımını verdiğinizde o işi yapan bilgisayar programını üretip size bir kaç milisaniyede teslim edebiliyor.  Bir sanatçı ruhuyla şiirler, aforizmalar yazıyor, kendi bestelerini oluşturup, resim yapabiliyor. Bazen bir öğretmen oluyor ve size her şeyi öğretebiliyor, sorularını kendi üretip değerlendirebiliyor. Bir tiyatrocu gibi oynaması gereken karaktere bürünebiliyor ve onun dilinde konuşup röportaj verebiliyor. Yani sadece sorulara cevap vermiyor, büründüğü karakter ile sohbet edebiliyorsunuz. Yazılımcı gibi HTML ve CSS gibi kodları yazıyor ve istediği tasarımı oluşturabiliyor. (Bakınız: https://debuild.co/ )
Tüm bunları yapan ise tek bir kişi sizce olabilir mi?
Benim cevabım, evet olabilir.

Gelecekte -çok uzak değil-, adeta bu kişi mesleklerimizi elimizden alacak gibi duruyor.:) Mesela bu yazıyı çok kısa sürede çok daha yaratıcı bir şekilde kendi yazabilir şu anda. Üstelik Simon Sinek’ten hallice muhteşem bir aforizmayla da yazıyı sonlandırabilir.

Yeter artık kim bu dediğinizi duyar gibiyim…
Onun adı GPT-3

OpenAI’nın
Yeni Algoritması:
GPT-3

Elon Musk'ın kurduğu OpenAI, Temmuz ayında GPT-3 isimli yapay zeka uygulamasını tanıttı. Generative Pretrained Transformer isimli ürün Türkçeye Ön İşlemeli Dönüştürücü diye çevriliyor. Yukarıda saydığım şeylerin hepsini ve daha fazlasını yapabiliyor. GPT-3, otomatik tamamlama aracından çok da farklı değil. Fakat burada çok önemli olan bilgiler arasında bağlantı kurabilmesi. Tam tamına  175 milyar parametreye sahip! Yani bu çok veriyle beslenmek demek. Bu rakam GPT-2'nin öğrenme kapasitesinin 2 katıdır. Temmuz 2020 itibarıyla beta aşamasında olan GPT-3, önceden öğretilmiş dil örnekleriyle doğal dil işleme (NLP) sistemini kullanmaktadır. GPT-3 tarafından üretilen metnin kalitesi o kadar yüksektir ki, bir insan tarafından yazılmadığını anlamak zordur.

Tam da buna güzel örnek olabilecek üniversite öğrencisi Liam Porr, GPT-3 kullanarak oluşturduğu sahte blog sayfası ile Hacker News'te 1. sıraya oturdu ve binlerce kişiyi kandırdı. Merak edenler için blog sayfasını buraya bırakıyorum: https://adolos.substack.com/
 

MIT Technology Review'a konu ile ilgili açıklamalarda bulunan Liam Porr, GPT-3 ile blog yazısı hazırlamanın çok kolay olduğunu ve asıl korkutucu olanın bunları yapmanın bu kadar kolay olması olduğunu belirtmiş.
 

Peki binlerce kişiyi kandırabilen bu yazıyı nasıl oluyor da ayırt edemiyoruz? Ya da nasıl ayırt edebiliriz?

Bir makalede belki genel hatlarına bakıp bir bütün olarak değerlendirip yapay zeka tarafından yazılıp yazılmadığını anlayabiliriz fakat anlam bütünlüğü gerekmeyen şiirde bunu nasıl anlayacağız, bütününe bakmak elbette yeterli olmayacak.

Tıpkı Deepfake videoları gibi.
Şu anda belki ayırt edebiliyoruz ancak bundan birkaç yıl sonra bunu yapabilecek miyiz?

Peki sizce yapay zeka günün birinde kendinden daha başarılı bir yapay zeka geliştirip bizim cevap bulamadığımız sorulara cevap bulabilir mi?  Örneğin size sorduğum bu sorunun yanıtını belki bize yapay zeka ile sohbet ederken bize verebilir.

image.png

Bunu Yazan Kim?

Yazımı sonlandırmadan önce GPT-3’ü merak edenlerin mutlaka Barış Özcan’ın videosunu izlemesini tavsiye ederim.  O videodan bir alıntı yapmak istiyorum.

‘’Yapay zeka programları bilinç ve öz farkındalıktan yoksundur. Asla bir mizah anlayışına sahip olamayacaklar. Sanatı, güzelliği veya aşkı asla takdir edemeyecekler. Yalnızlık gibi bir duyguyu asla hissedemeyecekler. Başka insanlara, hayvanlara ya da çevreye empati duyamayacaklar. Asla müzikten zevk alamayacaklar, aşık olamayacaklar ya da ağlayamayacaklar.

Bilgisayarlarımız Go ya da Satranç gibi oyunları kazanma konusunda ne kadar başarılı olursa olsun, insanlar entelektüel olarak bilgisayarlardan üstündür. Biz bu oyunların kurallarına göre yaşamıyoruz. Aklımız bundan çok, çok daha büyük.’’

Bunu yazan sizce kim Barış Özcan mı yoksa GPT-3 mü?

Sorunun cevabını merak edenler videoyu izleyebilir.

Sevgiler

Nihan Yazgan Kunduracı / Digital Storyteller

Tiktok’a
Instagram Reels ile mi veda edeceğiz?

Yazar: Nihan Yazgan KUNDURACI

Bu hikaye aslında tanıdık. Snapchat uygulamasının ‘hazin sonunu’ yavaş yavaş Instagram’ın onu adeta ele geçirmesiyle görmüştük. Hal böyleyken Instagram’ın yeni özelliği #reels çıkınca sırada

Tiktok mu var demek kaçınılmaz oluyor.

Instagram Reels, kısa, eğlenceli videolar oluşturmanın ve keşfetmenin yeni bir yolu olarak sunuldu. Dünya çapında 50'den fazla ülkeye yayılıyor. Türkiye’de de başlatılan bu özellik acaba TikTok’un yerini

tutabilecek mi? Zamanla göreceğiz…

TikTok-vs.-Instagram-feature-image-660x3
instagram-reels-588.png

Instagram Reels
VS 
Tiktok

Instagram’ın kendisine en büyük rakip olarak gördüğü TikTok'un neredeyse birebir benzeri olan Reels Instagram hamlesi ve Tiktok’un son durumundan bahsetmeden önce Reels’dan bahsetmek istiyorum.
Aslında Reels, çok önceden YouTube Reels olarak hayatımıza girmişti.
Amacı yine Instagram Reels gibi video geliştiricilerin toplulukları ile daha fazla etkileşim yaratmaları bekleniyordu. 
Sizce beklentileri karşıladı mı bence tartışılır.

 

Gelelim TikTok’a… Anı Yaşayın mottosuyla hayatımıza giren ve video dünyasını kasıp kavuran TikTok, bu ara ABD’de yasaklanma durumu konuşulurken tekrar herkesin dikkatini kendisine çekti. Tamamen dikey formatta video içeriklerinden oluşan bir dünya olan TikTok,  her ne kadar Instagram Reels ile karşılaştırılıyor olsa da Reels, henüz TikTok’un kulvarında olmadığını düşünüyorum. Daha doğrusu Tiktok bir Reels olabilir ancak Reels özelliği bir uygulamanın içinde var olduğu için tek başına bir TikTok olamaz. En azından şu an değil.  

Instagram Reels aynı IGTV hissiyatını veriyor. Platformun bir parçası gibi akışımızda önümüze çıkmıyor. Yalnızca keşfette görebiliyoruz ve hikayeler gibi takip ettiğimiz kişilerin anlık Reels’ini göremiyoruz. Kendi Reels’imizi paylaştığımızda aynı post gibi görünüyor tam ekran izleyebilmek için “Reels videoları izle” butonuna tıklamamız gerekiyor.
Kısacası TikTok tamamen Reels, platformdan çıkılamamasının nedeni de bu. Ama bence Instagram yeni özelliğini daha çok bir ek özellik gibi konumlandırmış görünüyor.

Sonuç olarak, TikTok yalnızca video edit programı gibi kullanılmıyor. Ciddi boyutlarda yayıncıya sahip. Instagram Reels hamlesi için biraz geç kalındığını düşünüyorum. Bir süre daha ek özellik gibi devam edeceğini düşünüyorum.
Bir başka Snapchat vakası yaşanır mı şu an için cevap vermek zor. Ancak işin ucunda bir pazarlama savaşı var.  İyi pazarlayan kazanır.:)

#instagramreels #tiktok #instagramreelsvstiktok

Yazar: Nihan Yazgan KUNDURACI

Dijital

Detoks

DİJİTAL DÜNYADA HAYATTA KALMA YÖNTEMİ

Yazar: Nihan YAZGAN KUNDURACI

Bu yazımda sizlere dijital detokstan bahsetmek istiyorum. Teknoloji alanındaki yeni gelişmeler kadar önemli bir konu olduğunu düşünüyorum. Yavaş yavaş fiziksel olarak ‘yeni düzene’ alışmaya çalıştığımız bir döneme girsek de hala dijitalde yoğun vaktimizi harcıyoruz. Hal böyle olunca dijital dünyada asıl amaca odaklanmak ve dengeyi bulmak zorlaşıyor. Bir nevi dijitalde ‘hayatta kalma’ mücadelesi veriyoruz. Tam da bu noktada dijital detoks oldukça önemli. Peki dijital detoks yaparak dijital yaşamda nasıl hayatta kalacağız?

Pandemi sonrası yeni yaşam alanlarımız evlerimiz olmuşken,  fiziksel olarak sosyalleşmek ve bir yere gitmek lüks haline geldi. Çoğumuz tüm çalışmalarını ve sosyalleşmeyi hala dijital ortamda gerçekleştiriyor. Aslında işlerimizi zaten dijitalde yapıyorduk ama bu kadar iç içe geçtiğimiz ve çevrimiçi olduğumuz bir dönem olmamıştı. (We are social firmasının bu konuyla ilgili araştırmasına göz atmanızı tavsiye ederim.)

Bir de üzerine yetmezmiş gibi dijital ortamda bilgi bombardımanına maruz kaldığımızdan dolayı, panik bir şekilde hiçbir şeyi kaçırmamam lazım diyerek her yerde var olmaya çalışıyoruz. (Bu literatürde FoMO yani Fear of Missing Out olarak geçiyor.) Bunu özellikle son 2 aydır farkında olmadan deneyimledim, gerçekten çok yorucu bir süreç. Bu konularla ilgili merakınız varsa Psikolog Ceren Elveren’in enyeni.online için yazdığı Evimiz Her Şeyimiz yazısını okumanızı tavsiye ederim. 

Her ne kadar konu özellikle teknoloji olunca ve sürekli takip edilmesi gerekse de büyük resmi ve kendi konumunuzu görebilmek için zaman zaman uzaklaşmanın iyi geldiğini düşünenlerdenim. Bilgi karmaşasından kaçınmak ve bilgi kaynaklarını sınırlamak hem konuya ayırdığımız zaman dilimini azaltacak hem de bilgi kirliliğini ortadan kaldıracaktır.

Dijital Detoks Nasıl Yapılır?

01/

Önceliklendirme

Öncelikleriniz doğru yerleştirildiğinde yaşam daha kolaydır. Birçok şeyi düzeltir. Sosyal medya veya internetten uzak durduğunuzda, konuları yeniden düşünmek ve yeniden öncelik vermek için daha fazla zamanınız olacaktır.

02/

‘İstenmeyen Dikkat Çekiçi’ şeylere odaklanmayın

Bir süreliğine sosyal medya/internetten uzak kalmak, dikkatinizi vermek istediğiniz şeye daha net odaklanmanızı sağlar. Çok fazla seçenek olmadığında, hayatımızdan istenmeyen dikkat çekiçi şeylerden kurtulabilirsiniz. Bu nedenle sizin için önemli olduğunu düşündüğünüz içeriğe odaklanın.

03/

Gerektiğinde Online Olun

Instagram’da takip ettiğiniz kişilerin hikayelerine bakmasanız ya da profilinizde post paylaşmasanız ne olurdu? Peki bağımlısı olup fakat size çok da fayda sağlamayan oyun uygulamasına girip oyun oynamadığınızda? İnanın hiçbir şey olmazdı hatta daha çok zaman kazanırdınız! Gerektiğinde online olmak, harcadığınız zamanı sizin yönetebilmenizi sağlar ve zamanı hedef ve stratejileriniz için çok daha verimli kullanmanıza yardımcı olur.
Gerektiğinde online olabilmeniz için önce kendi zaman aralığınızı belirleyin. İlk hedefiniz, iki günlük bir hafta sonunuzu dijital detoksa ayırmak olabilir. Daha sonra bu detoksu ilerleyen dönemlerde genişletebilirsiniz. Zaman aralığını ve sıklığını kendi ihtiyaçlarınıza göre belirlemeniz önemli.

Sonuç olarak, internetin hayatımıza girmesiyle birlikte alışkanlıklarımız ve günlük yaşamlarımızın büyük bir kısmı değişti. Dijitalin insan hayatına sağladığı fayda ve kolaylıklar yadsınamaz fakat kontrolsüz ve ölçüsüz kullanılması, rotamızı çizmeyi ve nerede durduğumuzu görmeyi zorlaştırabilir. Teknolojiyi kapsam dışı tutarak yapmaktan keyif aldığınız aktivitelere yönelmek size asıl olmanız gereken alana odaklanmanızı sağlayacaktır.

Yazımı sonlandırmadan önce aşağıdaki heykele dikkatli bakmanızı istiyorum. Bu heykel, Ankara’da Feza Gürsey Bilim Merkezi önünde, vücudun beyin olarak görünüşünü temsil etmektedir.

Peki neden özellikle dil ve eller çok büyük?

Bu sorunun cevabını size bırakıyorum.

COVID-19’u
Uzaktan Güvenle
Teşhis Edebilmek

Mümkün mü?

Bu hafta sizlere sağlık sektörü için geliştirilmiş, içerisinde çok sevgili yapay zekanın da bulunduğu bir teknolojiden bahsetmek istiyorum. Emin olun yapay zeka kullanım alanlarının bu dönemde çok kısa sürede yayılacağını hep birlikte göreceğiz.

Başlıktaki sorunun cevabına gelelim: Evet mümkün!

Yazar: Nihan YAZGAN KUNDURACI

Teknoloji Yazarımız

Nihan Yazgan Kunduracı'nın

diğer yazısı için...

Online Sınıftan,
Sanal Gerçeklik Sınıfına Hoş Geldiniz!

Bir profesör düşünün, online video görüşmesinin ötesine geçecek adımlar atıyor. Hem de biz daha görüntülü konuşmalara, eğitimlere yeni yeni alışmışken.
COVID-19 ile adeta yeni bir dünyaya yani #yeninormal e uyandığımız bu dönemde artık teknolojiyi takip etmek -kendi adıma konuşayım- giderek zorlaşıyor.

Her gün bir teknolojik gelişme ya da uygulama ile uyanıyoruz. Bu haftaki yazımda sizlere online eğitim sürecine bambaşka bir boyut getiren birinden bahsetmek istiyorum.

Yazar: Nihan YAZGAN KUNDURACI

Kendisi Hussman Gazetecilik ve Medya Okulu’nda bir profesör, Steven King. Belki haberlerde görmüşsünüzdür. Steven King,  COVID-19 nedeniyle sınıfını uzaktan eğitimini sağlamak için video konferans ile kalmayıp, sınıfı sanal gerçekliğe dönüştürmüş birisi.

“Her zaman öğretmek ve iletişim kurmak için daha iyi bir yol bulmaya çalışıyorum.

Sanal gerçekliğin sürükleyici bir deneyim olduğunu biliyorum.”

King, sınıfının sanal bir 3D versiyonunu oluşturdu; öğrencilerin sınıfta dolaşmasına ve gruplara ayrılmasına izin verdi.

 

3D sınıflara ev sahipliği yapmak için birçok farklı platformu test ettiğini söyledi. Sınıftaki öğrencilerin en çok sevdiği ve uyum sağladığı VR platformun ise AltspaceVR olduğunu belirtiyor.

Teknoloji Yazarımız

Nihan Yazgan Kunduracı'nın

diğer yazısı için...

  • Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? 

  • Online sınıfları sanal gerçekliğe taşıyarak gerçek bir sınıf deneyimi yaşatabilir miyiz?

Öğrenciler için bu yeni teknolojileri anlamasını ve deneyimlemesini sağlamak bence harika bir girişim olurdu.

Tabi gerçek bir sınıfın yerini hiçbir şey tutamaz ama COVID-19 nedeniyle hayatımızda farklı bir değere sahip olacağı kesin.

Sanal gerçeklik, yapay zeka ve robotlar gibi şeyler birçok insanı endişelendirse de bu yeni teknolojiler hakkında bilgi sahibi olmanın ve bu teknolojileri uygulayabilmenin daha kıymetli olacağı bir döneme girdik.

Şimdi ve gelecekte aranan nitelikli becerileri şimdiden iyi görebiliyor olmamız gerekiyor.

Teknolojinin hızlı değişimi bireysel yetkinliklerin geliştirilmesini mecbur kılması, tam da Steven King’in öğrencileri için hazırladığı bu VR sınıf deneyimine işaret ediyor.

Haftaya sizlerle tekrar buluşmak üzere…

Sağlıkla kalın!

#onlineegitim #sanalgerceklik # yeninormal #covid19 #vreducation 

COVID-19 ile Birlikte Şirketlerin

#yeninormal
Dijital Dönüşüm Süreci:
Nereden Başlamalı?

Yazar: Nihan YAZGAN KUNDURACI

Storyteller

Merhaba;

Bundan sonra teknoloji ile ilgili en son haberleri enyeni.online üzerinden sizlerle paylaşıyor olacağım. Umarım keyifle okursunuz. enyeni.online’ın bir parçası olmaktan

mutluluk duyuyorum.

LinkedIn’de ve Twitter’da dolaşan, dijital dönüşüme neyin ilham verdiğini soran bir görüntü vardı hatırlarsanız.

1. CEO

2. CTO -

3. COVID-19.

Bu sorunun cevabı, hepimizin düşünmeden işaretlediği gibi #covid19 'du.

Şirketlerin %70'i hali hazırda dijital bir dönüşüm içindeydi ya da en az bir dijitalleşme alanı üzerinde çalışıyordu. Koronavirüs nedeniyle şirketlerin bu dönüşümü şu anda hızlı bir şekilde devam ediyor. 

Peki dijital dönüşümün amacı neydi?

Dijital bir dönüşümün amacı, teknolojiyi geleneksel sorunları çözmek için kullanmak, yani teknolojiyi işletmenin her alanına entegre etmektir. Bir şirketin sürekli olarak gelişip içsel ve dışsal yeni çözümler benimseme halinde olmasıdır. Bu dönüşümün ilk hedeflerinden biri, kesintisiz bir iç deneyim yaratmaktır. Bu süreçte kalıcı olan tek şey müşteri odaklı olma ve her zaman geleceği düşünme halidir.

Şimdi firmalar bu dönüşüm içerisinde nelere odaklanmalı ve firmaların stratejileri ne olmalı bunlara göz atalım.

1.

Müşteri Odaklılık

Dijital bir dönüşümün gerçekten başlayabilmesi için firma ve çalışanların zihniyeti, ürün odaklı olmaktan müşteri odaklı olmaya evrilmek zorundadır. Teknoloji kararlarının ardındaki itici güç müşteriler olmalı ve amaç, organizasyon için işleri kolaylaştırmak yerine hayatlarını kolaylaştırmak olmalıdır. Müşteri odaklılık, diğer tüm dijital dönüşüm kararlarının temelini oluşturur.

3.

Dönüşümcü Liderlik:

Başarılı bir dijital dönüşüm, çalışanları bu vizyona yönlendiren ve anlatan liderlerle başlar. Her yönetici/lider, dijital değişimin desteklenmesinde ve dönüşümün şirketin daha büyük, uzun vadeli hedefleriyle birleştirilmesinde rol oynamalıdır.

5.

Dahili Müşteri Deneyimi:

Müşteriler için dijital çözümlere odaklanırken, şirketlerin dahili müşterilerini yani çalışanlarını da dikkate almaları gerekir. Çalışanların geri bildirimlerini almak ve bu dönüşümün nedenlerini anlatmak, bu deneyimin bir parçası olmaya teşvik eder.

7.

Ürün, Hizmet ve Süreçlerin Gelişimi

Dijital dönüşüm ile birlikte firmalar ürün ve hizmetlerini nasıl sunması gerektiğini tekrar düşünmelidir. Başarılı şirketler, en verimli ve yenilikçi çözümleri bulmak için her zaman var olan yapının ötesine geçmeye çalışır.

2.

Değişim yönetimi:

Şirkete ne kadar fayda sağlayacak olursa olsun, değişim zordur. Dijital dönüşümlerin başarısız olmasının en yaygın nedenlerinden biri, çalışanların bu dönüşümü desteklememesidir. En etkili değişim yönetimi modern, dinamik iş ortamıyla uyumlu hale gelebilmektir.

4.

Entegrasyon:

Tüm veri sistemlerinin birlikte çalışması ve şirketin dahili süreçlerine entegre edilmesi gerekir. Başarılı bir dijital dönüşüm için kolaylaştırılmış bir veri stratejisi gereklidir.

6.

Veri Güvenliği, Gizlilik ve Etik:

Yeni dijital çözümlerin benimsenmesi veri güvenliği ile ilgili yeni soruların kapılarını aralıyor. Çoğu tüketici kişisel verilerinin risk altında olduğunu düşünür, yani şirket çapında gizlilik ve güvenlik standartlarını benimsemek akılda tutulmalıdır. Geçen haftalarda pek çok #Zoom Bombası örneği ile bilgisayar korsanlarının insanların özel toplantılarına gizlice girmesi ve verilerin ihlali, veri güvenliği konusunda ciddi düşünmemiz gerektiğini bize bir kez daha hatırlattı.

7.

Kişiselleştirme:

Dijital dönüşüm, müşterilere kişiselleştirilmiş hizmet sunmak için eşsiz fırsatlar sunar. Müşterileri anlamaya ve kendilerine özgü öneri ve deneyimler sunmaya odaklanın.

Dijital dönüşüm devam eden bir süreçtir, yani sürekli bu adımları tekrar düşünerek çalışmak demektir. Bilinmeyen bir geleceği tahayyül etmek zor olabilir, ancak ileri görüşlü, müşteri odaklı bir dijital firma yaratmanın getirdiği faydalar  kalıcı olacaktır. Belki de bu COVID-19 çağındaki işletmeler için ‘zorla değişim’ olumlu olur, -çalışanlar ve müşteriler için de öyle-...

#coronavirus #koronavirüs #dijitaldönüşüm #digitaltransformation

  • Facebook
  • Twitter
  • YouTube
  • Instagram